Ekmek herkese yetecekti aslında,
Tarlaya karga dadandı.
Ambara fare, fırına hırsız,
Memlekete harami…
Bugünkü yazımı, annemin öğüdünü ciddiye alan bir evlat olarak kaleme aldım.
Aslında “Gaydırı Gubbak Cemil’e” başlıklı bir yazı yazacaktım.
Geçen hafta yazdığım “TFF’de Alamut düzeni” başlıklı yazının devamı niteliğinde olacaktı.
5 Ekim’de Bursa’da oynanan Türkiye-İtalya maçını taraftarlarla birlikte izlemiştim.
Taraftarlarla aramda geçen diyalogları, Türk futbolunda yaşanan baş döndürücü gelişmeleri; koltuk sevdasına ve giderek kaypaklaşan siyasete bağlayacaktım.
Vazgeçtim.
Yalova’da yaşayan annem değiştirdi fikrimi.
Şöyle…
Perşembe gecesi Mustafa Balcı, SÖZCÜ grubundan “Hakkımda gözaltı kararı verildi, eve gelirler şimdi” diye mesaj atmış.
Mesajı iki saat sonra fark ettim ve doğrudan Mustafa’yı aradım. Telefon çaldı ancak açan olmadı.
Mustafa, ertesi gün tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilmişti.
Moralim bozulduğunda, ruhumda fırtınalar koptuğunda her zaman yaptığım gibi en güvenli limanıma sığındım.
Annemi aradım.
Mustafa’nın ve ifadeye çağrılan meslektaşlarımızın durumunu anlattım. Haklarında tutuklama kararı çıkmaması için dua etmesini rica ettim.
Anam, “Dağ başından duman, yiğit başından dert eksik olmaz. Bugünler elbet geçer oğul. Sizler yeter ki hem işinize hem de arkadaşlarınıza sahip çıkın” öğüdünde bulundu.
Kısa, net ve bilgece sözlerdi.
Seksen yıllık tecrübe süzgecinden süzülen…
★★★
Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç tutuklanırken, İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkında ev hapsi kararı verildi.
Hukukçu değilim. Ancak iletişim fakültesinde dört yıl boyunca hukukun temel kavramları üzerine eğitim aldık.
Kamu yararını ilgilendiren bir fon soruşturmasının haberleştirilmesi ve siyasi bağlantı iddialarının sorgulanması, hukuk devletinde ifade ve basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Fon soruşturmasıyla ilgili iddiaların bütün yönleriyle araştırılması beklenirken, bunları haberleştiren gazetecilerin özgürlüklerinin kısıtlanması ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Milyarlarca liralık fon iddialarının muhataplarıyla ilgili sorular ortadayken, bu iddiaları haberleştirenlerin sindirildiği yönündeki kaygıyı görmezden gelemeyiz.
EDİTÖRYAL KALKAN
Mustafa Balcı, insani vasıflarının yanı sıra tam bir işkoliktir.
Genç yaşına rağmen habercilikte son derece titizdir.
Hem haberinin arkasında duran hem de çalışma arkadaşlarını gereksiz hukuki risklerden korumaya özen gösteren acar bir gazetecidir.
Aynı mesai ortamını paylaştığım Mustafa’nın haberciliğine yakından şahidim.
İşine gösterdiği özeni, mesleki sorumluluk duygusunu ve gazeteciğe bağlılığını biliyorum.
Günün sonunda Mustafa gibi ilkeli ve acar gazetecilerin, nacarlara ve onlara kalkanlık yapanlara galip geleceğini de biliyorum…
MURAT AĞIREL’İ 6 ŞUBAT DEPREMİNDE TANIDIM
Murat Ağırel’i, asrın felaketi olarak nitelenen 6 Şubat depremlerinde tanıdım.
Tarih: 20 Şubat 2023…
Kadim dostlarımla deprem bölgesine yardım malzemesi götürmüştük.
Güzergâhımızda Kahramanmaraş da vardı.
İYİ Parti Kahramanmaraş İl Başkanı Süleyman Tekerek’in öncülüğünde kurulumu devam eden çadır kente uğradık.
Murat Ağırel de oradaydı.
Depremin ilk gününden beri bölgedeydi.
Dudakları çatlamıştı.
Depremde tanık olduğu acıların ruhunda açtığı yaralar gözlerinden okunuyor, sesine yansıyordu.
Yaşadıklarını kısa da olsa bizlerle paylaşmıştı.
Aynı gün, yandaş medyada çalışan arkadaşlara da denk gelmiştim. ‘Makyajlı haberler yapıyorsunuz’ diye sitem etmiştim.
Arkadaşların; “Abi, bizim merkeze geçtiklerimizle yayınlanan haberlerin alakası yok” cevabı, Murat Ağırel’i ve onun gibi gazetecileri daha da kıymetli hâle getiriyordu.
Mesleğimizin ne denli zor olduğunu ilk olarak 17 Ağustos depreminde henüz öğrenciyken deneyimlemiş biri olarak, dürüst bir gazetecinin felaket anlarında ne kadar faydalı işlere imza atabileceğine bir kez daha tanık oluyordum.
Murat Ağırel, gazeteciliği yalnızca gündemi aktarmakla sınırlamayan; kamu kaynaklarının kullanımı, yolsuzluk iddiaları, kara para ve suç ekonomisi gibi konularda belge ve araştırmalar üzerinden kamuoyunu bilgilendirmeye çalışan kıymetli bir meslektaşımız.
Son yıllarda yayımladığı kitaplar da bu çabanın kalıcı kayıtları niteliğinde.
Böyle bir gazetecinin kamuoyunu ilgilendiren bir fon soruşturmasına kayıtsız kalması mümkün mü?
★★★
İsmail Saymaz, araştırmacı gazeteciliği ve doğrulama hassasiyetiyle tanıdığımız bir isim.
İsmail, yaşadıklarını SÖZCÜ‘deki köşesinde dün ayrıntılı olarak anlattı.
Kamuoyunu ilgilendiren bir fon soruşturmasını haberleştirmek suçsa, halkın haber alma hakkını kim savunacak?
★★★
Uzatmanın âlemi yok.
Mustafa Balcı gibi genç yaşında mesleğin yüz akı olanları, Şaban Sevinç gibi yılların deneyimiyle pişmiş isimleri; İsmail Saymaz ve Murat Ağırel gibi kamu kaynaklarını, suç örgütlerini ve kara para ilişkilerini sorgulayan gazetecileri sindiremezsiniz!
Onların özgürlüğünü bir süre kısıtlayabilir, güneşi görmelerini engelleyebilirsiniz. Ama hakikatin peşinden gitme iradelerini, toplumun öğrenme hakkını ve birbirlerine sahip çıkma kararlılıklarını ortadan kaldıramazsınız.
Uğur Mumcu’yu, Abdi İpekçi’yi, Çetin Emeç’i, Ahmet Taner Kışlalı’yı ve adını sayamadığım nice basın emekçisini unutulmaz kılan, cesaretleri ve meslek ilkelerine bağlılıklarıydı.
Bugün Mustafa Balcı, Şaban Sevinç, İsmail Saymaz ve Murat Ağırel de farklı kuşaklardan, farklı deneyimlerden gelseler de aynı mesleki sorumluluğu taşıyor: Halkın bilmesi gerekenleri araştırmak, sorulması gereken soruları sormak ve kamu yararını gözetmek.
Gazetecilik, gerçeğin peşinden gitmekten vazgeçmediği sürece susturulamaz.
Annemin sözünü yeniden hatırlıyorum:
“Bugünler elbet geçer oğul. Sizler yeter ki hem işinize hem de arkadaşlarınıza sahip çıkın.”
Sahip çıkacağız anam.
Hem gerçeğe hem mesleğimize hem de birbirimize…
Çünkü bu memlekette ekmek herkese yetecekse, hakikat de herkesin hakkıdır.
Kaynağını teyit edemediğim bir şiirden alıntı yaparak başladığım yazımı, kendime ait dizelerle bitireyim.
Yıllar önce, ters öğüt tekniğiyle yazdığım şiir şöyle bitiyordu:
Ümidini asla yitirmeyeceksin
Siyasetçiler namert de olsa
Hakemler taraflı,
Hâkimler adaletsiz de olsa
Adalet kara çarşaflı,
Umutsuzluk suçtur deyip
Hak bildiğin yolda yürüyeceksin
Başı dik, mağrur ve kararlı…
★★★
MUTLULUKLAR DİLİYORUM
Morallerimizin bozuk olduğu şu günlerde güzel şeyler de oluyor.
İnternet servisimizin Spor Müdürü ve köşe yazarlarımızdan Oğulcan Çoksayar, cumartesi günü Sena Çakar ile dünya evine girdi.
Genç çiftimize ömür boyu mutluluklar diliyorum.
Yolları sevgiyle, umutla ve güzelliklerle dolsun.









Çok yazık.