10 Aralık 1925’te bu köşede yayımlanan yazımın başlığı “‘Yerel demokrasi’ diyorlar, siz özerklik anlayın!” başlığını taşıyordu.
Gerek DEM Parti’nin gerekse terörist başı Öcalan’ın “Cumhuriyet ilan edilmiş ama eksik bırakılmıştır” sözleriyle verdikleri mesajları, “Demokratik Cumhuriyet” adı altında gerçekte özerklik taleplerinin yattığını açılımın başından beri yazıyorum.
Buna gösterilecek kanıtlardan biri de, Öcalan’ın 21 Nisan 2025 tarihli İmralı tutanaklarında yer alan sözleriydi.
“Burada strateji şu olmalı. Türkiye federasyondan çok çekiniyor. Bilerek özerklik demiyorum, yerel demokrasi diyorum ama bu da dünyanın her tarafında özerkliktir. Londra örneği böyledir, önemlidir. Seçilen belediye başkanı dışında ayrıca bir vali yoktur. Yerel polis, yerel yapılar belediyeye bağlıdır. Türkiye’de de böyle bir demokrasi çerçevesi çizeceğiz.”
AMAÇLARI SURİYE MODELİNİ UYGULAMAK
Öcalan’ın bu sözleri, aynı zamanda Mazlum Abdi’nin başında olduğu SDG’nin Suriye’de Şam hükümeti ile entegrasyonunda izlenen yöntemi işaret ediyordu. Abdi ise, daha geçen ay İlke TV’de yayımlanan röportajında, entegrasyonu şöyle anlatıyordu:
“Biz bu devlete katılıyoruz derken kendi bölgemizde devlet adına kendimizi yöneteceğiz. İdari ve askeri işleri devlet adına devletin bir parçası olarak kendi bölgemizde kendimiz yönetiyoruz. Entegrasyon bu esaslar üzerine kurulmuştur.”
Şimdi de PKK terör örgütünün en üst düzey yöneticilerinden biri olan KCK Yürütme Konseyi’nin Eş Başkanı Bese Hozat, PKK propagandası yapan Medya Haber Televizyonu’na çıkıp entegrasyondan ne anladıklarını şu cümlelerle açıkladı:
“Demokratik entegrasyon, yerel demokrasinin, öz yönetimin, demokratik özerkliğin devlet tarafından kabulü demektir. Devletin de kendisini değiştirmesi, demokrasiye duyarlı hale gelmesi demektir. Demokratik Cumhuriyet inşası temelinde bir süreci geliştirmesi demektir. Demokratik bir anayasal düzenlemeye devletin de katılması demektir.”
En başından beri uyardığımız gibi, algı manipülasyonuyla gizlenen özerklik talebine ilişkin yeni bir kanıt daha böylece ortaya çıktı!
AÇILIMIN KOORDİNATÖRÜ ÖCALAN’MIŞ…
Bese Hozat, aynı yayında anayasanın değişmesi gerektiğini ısrarla yinelerken, Öcalan’ın süreçteki rolünün de koordinatörlük olduğunu da üzerine basa basa söylemiş. “Önderliğimiz, alt kurulda rol almıyor. Böyle bir algı yaratılıyor. Önderliğimiz, Barış ve Demokratik Toplum sürecinin koordinatörüdür. İki yıldır zaten bu koordinatörlüğü yapıyor.”
Kendisini feshettiği söylenen terör örgütünün başı koordinatör olmuş!
Bahçeli’nin başlattığı, emperyalizmin desteklediği, Öcalan’ın koordinatör olduğu bu açılımda “demokrasi”, “barış” diyerek aslında hedef haline getirilen üniter devlet yapısıdır. Süreç boyunca bu kavramların net olarak tartışılıp tartışılmadığını iktidara sürekli sorduk ama yanıt alamadık. PKK açılımına destek olan, çerçeve yasaya kabul oyu veren partilerin yetkililerine sorduk, yanıt alamadık.
Bir daha soralım: HALKA SİHİRLİ SÖZCÜKLERLE SUNULAN BU SÜREÇTE HANGİ GERÇEKLER GİZLENDİ?
Hâlâ İçişleri Bakanlığı’nın kırmızı bültenle aradığı teröristler listesinde yer alan bir terörist, nasıl çıkıp böyle konuşabiliyor?
İktidar yetkilileri, bunları duymazdan gelmeye devam edemez.
Bu, kapalı kapılar ardında oldubittiye getirilecek bir konu değildir. Halka gerçekleri tüm açıklığıyla anlatmak zorundasınız.








Çok yazık.