Son yıllarda insanlara stresle baş etmeyi, dikkatlerini toplamayı ve zihinsel dinginliğe ulaşmayı vadeden mindfulness, Budist meditasyon geleneğinin sınırlarını aşarak küresel bir sektöre dönüştü. Okullarda ders programlarına, şirketlerde çalışan eğitimlerine, kişisel gelişim kurslarına ve milyonlarca kişinin kullandığı meditasyon uygulamalarına giren bu yaklaşım, şimdi çok daha büyük bir iddiayla gündemde. Mindfulness, Butan’da bir şehrin kuruluş felsefesi olmaya hazırlanıyor.
KÜRESEL PAZARA HAKİM
Mindfulness, Türkçede “bilinçli farkındalık” olarak anlamına geliyor. ABD merkezli Grand View Research’ün tahminlerine göre yalnızca meditasyon uygulamaları pazarının 2025’teki küresel büyüklüğü 2,2 milyar dolara ulaştı. Araştırma şirketi bu rakamın 2026’da 2,7 milyar dolara çıkmasını bekliyor. Bu veriler, mindfulness ve meditasyonun artık yalnızca kişisel bir alışkanlık değil, ticari ürün ve hizmetlere dönüştürülmüş büyük bir alan olduğunu gösteriyor.
OKULLARDA, ŞİRKETLERDE, TELEFONLARDA
Mindfulness uygulamaları eğitim sistemlerine de girdi. Bazı okullarda çocuklara dikkatlerini toplama, stresle baş etme ve duygularını düzenleme amacıyla meditasyon temelli çalışmalar yaptırılıyor. Şirketler ise çalışanlarının stresini azaltmak ve iş performansını artırmak amacıyla bu programlara yatırım yapıyor. Ancak bilimsel araştırmalar, uygulamaların etkisinin her alanda aynı olmadığını gösteriyor. 2026’da yayımlanan ve okullardaki mindfulness programlarını inceleyen geniş kapsamlı bir değerlendirme, çocuklarda iyi oluş, farkındalık ve kaygı üzerinde küçük olumlu etkiler buldu. Buna karşılık depresyon üzerinde anlamlı bir etki saptanmadı; araştırmacılar mevcut kanıtların güvenilirliğinin sınırlı olduğuna dikkat çekti.
Mindfulness’ın kişisel gelişim kurslarından ve işyeri programlarından sonra ulaştığı yeni aşama Butan’da ortaya çıktı. Himalayalar’daki küçük krallık, ülkenin güneyinde Hindistan sınırına yakın Gelephu bölgesinde “Gelephu Mindfulness City” adı verilen yeni bir şehir kurmayı planlıyor. Butan Kralı Jigme Khesar Namgyel Wangchuck’ın öncülük ettiği proje, 2024 yılında özel idari bölge statüsü kazandı. Amaç, Budist kültürünü ve ülkenin doğayla uyumlu yaşam anlayışını şehir planlamasına taşırken aynı zamanda uluslararası yatırımları çekmek. Yeşil enerji, teknoloji, finans, sağlık, eğitim ve turizm projenin hedeflenen ekonomik alanları arasında.
40 BİN GÖNÜLLÜ ÇALIŞIYOR
Şehrin kurulacağı bölgede dün gerçekleştirilen törende yaklaşık 40 bin gönüllü, 108 Budist stupasının dış yapısını yaklaşık 12 saat içinde tamamladı. Her biri 15 metre yüksekliğindeki yapılar, nehir boyunca yaklaşık 12 kilometrelik bir hat üzerinde sıralanıyor. Budist gelenekte kutsal kabul edilen 108 sayısı, projenin dinî ve kültürel kimliğini simgeliyor. Ülkede işsizlik ve nitelikli genç nüfusun yurt dışına gitmesi önemli sorunlar arasında. Uluslararası havalimanı, Hindistan’a demiryolu bağlantısı, yeni yerleşim alanları ve iş merkezleri planın parçaları arasında yer alıyor. Projenin onlarca yıla yayılan aşamalarla hayata geçirilmesi hedefleniyor.







Çok yazık.