Onlar TV, gazeteci Murat Ağırel’in Mustafa Sarıgül ve ailesine yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınmasının ardından, sürecin arka planına ilişkin bir paylaşım yaptı. “Olay olay, belge belge Murat Ağırel operasyonu” başlıklı paylaşımda, Ağırel’in kendisine iletilen iddiaları doğrulamak için yürüttüğü gazetecilik çalışması anlatıldı.
Paylaşımda şu ifadeler yer aldı:
OLAY OLAY BELGE BELGE MURAT AĞIREL OPERASYONU 1/2
Mustafa Sarıgül ve ailesine yönelik operasyonda gazeteci Murat Ağırel de gözaltına alındı. Daha önce yaptığı haberlerden dolayı gözaltına alınan hatta hapis yatan Murat Ağırel bu kez bir haberi yapmadığı için İstanbul Emniyet Müdürlüğü nezarethanesinde. Mustafa Sarıgül ve ailesi ile Almanya’da yaşayan 3 kişinin arasındaki akçeli işlere gazeteci Murat Ağırel’i de karıştırmayı hedefliyorlar. Almanya’daki kişiler, Mustafa Sarıgül hakkında gönderdikleri belgelerle haber yapmadığı için Murat Ağırel’i suçluyor ve “Belgeleri Sarıgüllere verdi, Sarıgüller de bizi tehdit etti” iddiasında bulunuyor.
Bu suçlamaların saçmalığını olayı baştan anlatarak açıklayalım…
Murat Ağırel, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek’in Almanya’da satın aldığı gayrimenkulleri ortaya çıkarmıştı. Bunları görüntülemek için Almanya’ya gitmişti. Bu sırada Melih Gökçek hakkında elinde bilgiler olduğunu söyleyen Sinan Çampınar, Murat Ağırel ile temasa geçti. Öncelikle Mustafa Sarıgül, oğulları Emir ve Ömer Sarıgül hakkında bilgiler vermek istediğini anlattı. Sinan Çampınar, Alman vatandaşları K.P. ve M.B. ile ortaktı. Çampınar, Murat Ağırel’e Mustafa Sarıgül ve oğulları ile aralarında para konusunda husumet olduğunu söyledi. Birlikte kara para akladıklarını, kayıt dışı para transferleri gerçekleştirdiklerini ikrar etti. Bu sırada Sarıgüller tarafından dolandırıldıklarını daileri sürdü.
Özetle şu iddiaları vardı:
– Sarıgüllerle 80 milyon euro tutarında sözleşme düzenledik.
– 32 milyon euro değerindeki gayrimenkulün satış işlemi için Emir Sarıgül’ün hesabına 100 milyon euro havale ettik.
– 100 milyon euro yabancı banka tarafından bloke edildi.
– Sorunun çözülmesi için 1.5 milyon euroluk tekneyi Sarıgüllere devrettik ama sorun çözülmedi.
– 1 milyar euroluk fonu yurt dışına çıkartmak için online bir toplantı yaptık.
Nihayetinde…
Sinan Çampınar, Mustafa Sarıgül ile fotoğraflarını, telefon görüşmelerinin ses kayıtlarını, bazı telefon görüşmelerinin videolarını Murat Ağırel’e verdi.
Murat Ağırel’in karşısında kayıt dışı para işi yaptığını, yani yasa dışı işler yaptığını itiraf eden bir kişi vardı. Üstelik bu kişinin savcılığa gitmemesinin nedeni yasa dışı faaliyetleri olmasıydı. Murat Ağırel normal olarak; bu kişiye güvenmiyor, manipüle edilme kaygısı yaşıyordu. Çok temkinli hareket etti. Sadece video, ses kaydı ya da fotoğraflarla bir haber hazırlamayacağını, belgeler olması gerektiğini ifade etti. Sinan Çampınar’a, bahsettiği para hareketlerini kanıtlayan dekontlara sahip olup olmadığını sordu. Dekont görmeden, belgesiz haber yapmayacağını anlattı. Sinan Çampınar isedekontlara sahip olduğunu savundu ama uzun bir süre dekontları göndermedi. Bununla birlikte, Murat Ağırel’den de dekontları göndermeden haber yapmasını istedi.
“YOLLADIĞI BELGE SAHTE” ŞÜPHESİ
Çampınar, Murat Ağırel’in iddialarla ilgili ısrarla belge istemesine rağmen belge verme konusunda çekingen davrandı.Hatta Murat Ağırel’e “Önce haber yap, sonra belge veririz” ifadelerini kullandı. Murat Ağırel ise kimse hakkında belgeye dayanmadan haber yapmayacağını net olarak söylüyordu. “Mustafa Sarıgül’ün parayı çıkardığını gösteren dekontlar lazım bana” dedi.
Murat Ağırel’in ısrarları üzerine Çampınar swift, yani uluslararası para transferini gösteren belgeyi gönderiyordu. Bu belge doğru mu yanlış mı, bilmiyoruz. Neden mi?
Çünkü Ağırel, her gazetecinin yapması gerektiği gibi, aldığı belgeleri karşı tarafa, Sarıgül’ün avukatına sormayı planlıyordu. Bu sırada Sarıgül’ün avukatları, konu hakkında Timur Soykan’ın haber yaptığı yönünde bir iddiaya ulaşmıştıve Timur Soykan’a ulaştılar. Bu yazışmaların ekran görüntüleri de mevcut. Yani Murat Ağırel, Sarıgüller’in örgüt üyesi olmakla suçlanıyor ama Sarıgüller, haberi Murat Ağırel’in hazırladığını bile bilmiyordu. Timur Soykan’ın haber vermesinden sonra Murat Ağırel, bu avukatı Cumhuriyet Gazetesi’ne davet etti.
BANKA YAZISI: BÖYLE BİR TRANSFER YOK 2/2
Sarıgül’ün avukatı elinde paranın gönderildiği iddia edilen bankadaki Sarıgül’ün 10 yıllık hesap hareketlerini gösteren klasörlerle geldi. Murat Ağırel para hareketi tarihlerini de tek tek inceledi. Bu klasörlerde söz konusu para hareketi görünmüyordu. Sarıgül’ün avukatı Çampınar’ın kendilerini dolandırmaya çalıştığını, Çampınar’ın yolladığı belgenin de sahte olduğunu söylüyordu. Bunu da elindeki klasöre dayanarak ifade ediyordu.
Ancak Sinan Çampınar, Sarıgül’ün ailesinin avukatlarına soru sorulmasını bir sorunmuş gibi aktarıyordu. Zaten Murat Ağırel’e yönelik suçlamalarının merkezinde de bu var.
Murat Ağırel, bunun üzerine Sinan Çampınar’a şunları söyledi:
“Merhaba Sinan Bey, Emir Sarıgül ve Mustafa Sarıgül’ün avukatlarına iddiaları sordum. Belgeleri sordum. Size de bana göndermiş olduğunuz belgeleri doğrulatacağımı ve karşı tarafın avukatları ile de görüşeceğimi bildirdim… Onlar ‘Böyle bir para gitmedi’ dediler. Ben de ‘Şu bankadan şu tarihte şu kadar para gelmiş’ diye belirttim. ‘Sahte’ dediler…
İnsanların cevap hakkı mutlaka var Sinan Bey. Ben gazeteciyim ve kimsenin tarafı da değilim. Neticede de buradaki asıl mesele maddi gerçeğin ortaya çıkarılması.”
AĞIREL: KANITLAMADAN HABER YAPMAM
Murat Ağırel, bu süreçte Sinan Çampınar’a gazetecilik yöntemi ve etik kurallarını anlattı:
“Önemli olan zaten sadece kamuoyuna doğru bilgi verebilmek. Siz de bir iddiada bulundunuz. O belgeleri de araştırıyorum şimdi Sinan Bey…
Sinan bey, meseleyi yanlış anlamayalım. Ben herhangi bir kişi ya da grubun belirlediği takvimle yayın yapmam. Elimdeki bilgi ve belgeleri gazetecilik ilkeleri çerçevesinde doğrular, karşılaştırır ve yeterli kanıta ulaştığımda yayınlarım… Sizden istediğim dekontlar ve belgeler meraktan ya da dosyayı geciktirmek için istenmiyor. İleri sürdüğünüz iddiaların doğrulanabilmesi için gerekiyor…
Ben araştırırım, sorarım, soruştururum, en doğrusunu bulurum, en doğrusunu anlatırım. Belgeleyemediğim hiçbir şeyi de haber yapmam zaten. Onun için bu kadar sıkı eliyorum…
Elinizdeki dosyayı başka mecralarda yayınlamak elbette sizin tercihinizdir. Bunun benim çalışma yöntemimi, araştırma sürecimi veya yayın kararımı değiştirmesi söz konusu değildir.
Gazetecilik etiği, kamuoyuna duyduğum saygı ve taşıdığım sorumluluk gereği; önüme gelen her iddiayı incelemek, doğrulamak ve mümkün olduğu ölçüde belgelemek zorundayım…”
BUZ GİBİ GAZETECİLİK
Bu konuşmadan sonra Ağırel halen haberi doğrulatamamış durumda. Sarıgüller, swift belgesinin sahte olduğunu söylüyordu ama Murat Ağırel bundan da emin olamıyordu. Araştırmalarını sürdürdü. Yurt dışındaki haber kaynaklarıyla görüşüyordu. Hatta bu swift belgesini doğrulatmaya çalıştığını Sinan Çampınar’a da aktardı: “Sarıgül’ün avukatları belgenin sahte olduğunu söyledi, ben de bankaya sordurdum Almanya’da ama daha haber gelmedi.”
Ancak…
Buna rağmen “doğrulatamadığın haberi neden yapmadın” denilerek gözaltında. Belli ki birileri Murat Ağırel’i tutuklamak için bahane arıyor. Hatta daha ifade vermeden tutuklanacağını basına servis ediyor. Yani ortada buz gibi gazetecilik var ama, suçun peşinde koşacak tarafsız bir yargı bulmak zor.
Ağırel’in gazeteciliğini kanıtlayan tüm konuşmaların, yazışmaların belgeleri avukatında mevcut.
Murat Ağırel’in avukatı tüm belgeleri savcılığa sunacak.”








Çok yazık.